Sektör kurumları, İKO öncülüğünde ortak hareket etmelidir
Sektör kurumlarının İKO öncülüğünde birlikte hareket etmesi gerektiğini vurgulayan İstanbul Kuyumcular Odası Eski Başkanı Mustafa Yılmaz Öztepe, “Mustafa Atayık Yönetimi’ni başarılı buluyorum. Yönetimde iki dönemdir görev yapıyor. Bence, başkanların, 2-3 dönem görev yapmasından ziyade önemli olan faydalı olmasıdır. Ayrıca, bu görev, 3-4 dönem de yapılabilir. Eğer, bu sektöre büyük menfaatleri varsa bana göre vardır.” dedi
Kuyumculuk sektörünün bugün içinde bulunduğu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Pandemi sonrası önce faizlerin artması ardından yüksek enflasyon süreci ve son dönemde ABD Başkanı Trump nedeniyle oluşan ticaret savaşları, devam eden Ukrayna- Rusya savaşı altına olan talebi artırıyor. Ülkemizde de yüksek enflasyonun da baskısıyla altına ilgi arttı. Ama, burada bir avantaj vardı devlet, doları tuttu. Eğer tutmamış olsaydı altın, bugün daha yüksek fiyatta olacaktı. Bu süreçte sektörde bir gerileme oldu. İnsanlar, ya Darphane’nin ürettiği ziynet ve sikke altınlarına ya da rafinerilerin yaptığı gram altınlarından alıyor. Hatta altına yatırım için evini arabasını satanlar var. Yatırımlık altın satışlarına talep devam ederken takı ve mücevher satışları neredeyse sıfıra indi. Bunun neticesinde iç piyasada durgunluk oluştu ve küçük esnaf yok olma noktasına geldi. Altın ithalatındaki kota engeli ve Dahilde İşlem Rejimi’nin uygulanmasındaki sorunlar nedeniyle imalat ve ihracat yapan firmalarımız da çok zor durumda. Dünya fiyatıyla Çarşı’daki ons fiyatı arasındaki fark, kilogramda 4-5 bin dolara ulaştı. Bu fiyat farkıyla ihracat yapmak mümkün olmadı. Birçok firma, bu zorluklar nedeniyle işçi çıkarmak zorunda kaldı.
Sektör, bu zorlu süreçten nasıl çıkabilir?
2002 yılından önce İstanbul Kuyumcular Odası, İTO ve diğer kurumlarda aşağı yukarı başkanlık tek kişi yönetimindeydi. Yani bendeydi. Geçen süre içerisinde sektör çok büyüdü, TOBB’da bizde bir sektör olduk. Hem kurucusuyum, hem de yıllarca TOBB Kuyumculuk Sanayi Meclisi Başkanlığı’nı yaptım. Eğer, imalatçı, ithalatçı Türkiye’de rahat etmek istiyorsa bir şart var. İstanbul Kuyumcular Odası (İKO) öncülüğünde; çünkü İKO; bağımsız bir kuruluştur. Yönetim, hızlı karar alabiliyor. İTO ve İSO komiteleri ve Mücevher İhracatçıları Birliği’nde hemen karar almak mümkün değildir. Bu kuruluşların başkanları bir araya gelecek, tek ağızdan sektörün sorunlarını anlatacak. Devlet, tabii ki üzerine düşen görevi yaparak kayıp-kaçakları önlemeye çalışacak. Bu süreçte yanlış adım atılmaması için mutlaka devlet yetkililerinin sektörün temsil kurumlarına sorması gerekiyor. Sektör kurumları da kendi arasında anlaşacak. Kota ve DİR ile ilgili bir rahatsızlık mı var! Sektörün içini, dinamiklerini hükümet ve yetkililer bilmeyebilir. Mesleğimizin temsil kurumlarımızın yöneticileri ve akil insanların bir araya gelerek bunu formüle etmesi, DİR ve kota için hatta iç piyasanın düzenlenmesi, ihracat için tek ağızdan karar verip bunu hükümet yetkililerine aktarması gerekiyor. Eğer bu uygulanmazsa her kurum ayrı gidip farklı bir şey söylerse devlet yetkilisinin de kafası karışır, yanlış kararlar çıkar. Benim, acizane fikrim; mutlaka fikir bazında kuyumculuk sektörü birleşmelidir. Bunun öncülüğünü ise İstanbul Kuyumcular Odası yapmalıdır.
İstanbul Kuyumcular Odası Yönetimi ve çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?
Yaklaşık 4-5 ay önce Kuyumcular Odası’nı ziyaret ettim. Bu ziyarette Başkan Atayık, bana birimleri gezdirdi ve yaptıkları faaliyetlerden bahsetti. Gerçekten gördüklerim karşısında çok memnun oldum. Özellikle farklı birimlerin oluşması ve çalışanların fazlalığı dikkatimi çekti. Sadekarlık, mıhlama, E-İhracat ve Bilgisayar Destekli Tasarım Programı; Matrix Gold başta olmak üzere mesleğimizi geleceğe taşımak amacıyla birçok eğitimin Odamız bünyesinde verildiğini görünce gerçekten göğsüm kabardı. Seçimde başka aday var mı? Mustafa Başkan, iki dönemdir yönetimde. İnsanların, 2-3 dönem görev yapmasından ziyade bence burada önemli olan yöneticilerin faydalı olmasıdır. Bu görev, 3-4 dönem de yapılabilir. Eğer, bu sektöre büyük menfaatleri varsa bana göre var. Seçimde oy kullanırken yönetimdeki meslektaşlarımızın çalışmasına bakmak lazım. Mustafa Bey, bence yeni YK’yı belirlerken mevcut yönetimdeki isimleri yüzde 40-60’nı yenilemelidir. Tabii ki Başkan kalmak kaydıyla. Yönetimde daha çok imalat ve üretimden isimler olmalıdır. 1972’den beri Oda’ya kayıtlıyım. Elbette sektörün iyi bir yerde olmasını isteriz.
İKO Yönetimi’nin sizce yoğunlaşması gereken ana konu ve konular neler olmalıdır?
İstanbul Kuyumcular Odası, kuruluş itibariyle daha hızlı karar vererek uygulayabilir. Düzenli olarak sektörün diğer temsil kuruluşlarının yöneticilerle istişare ederek sorunları dinlemeli ve çözüm önermelidir. Birlikten tek bir şeyin doğması lazım. Kuyumcular Odası Yönetimi, bence iki ayda bir ikindi ya da akşam çayı eşliğinde esnaf ile bir araya gelerek dertlerini dinleyebilir, çözümü için uğraş verebilir. Biz, yönetimdeyken sektörümüzün tanınan, sözü dinlenen akil insanlarından Danışma Kurulu kurmuştuk. Kurul ile ayda bir toplanırdık. Onure olurlar ve fikirlerinden faydalanırdık.
Kuyumcular Odası’nı iki dönemdir Mustafa Atayık ve Yönetim Kurulu üyeleri yönetiyor. Geçen süreç içerisinde Başkan Atayık yönetiminin en çok dikkatinizi çeken uygulaması ve projesi hangisi oldu?
Oda bünyesinde verilen mesleki eğitimleri çok önemli buluyorum. Bu çalışmaları, usta – çırak ilişkilerinin geleceğe taşınması açısından değerli görüyorum.
Mevcut eğitim sistemi nedeniyle meslekte; artık çırak yetişmiyor. Bu durumun kuyumculuğun geleceğine etkisi ne olur?
Maalesef, sorun sadece bizde değil, diğer meslek kollarında da var. Yeni nesil ne yazık ki; artık gidip çalışmaktan ziyade kolay para kazanma peşinde. Sektör, her insanı çalıştıramaz. Çırağın da devamlı yanında olması için çok güvenilir olması lazım.
Başkanlık yaptığınız dönemlerde, Oda olarak şu yetkimizin de olması lazım dediğiniz başlıklar var mıydı?
Meslek odalarına daha çok yaptırım yetkisi verilmelidir. Görev yaptığımız dönemde Kuyumcular Birliği kurulması için Eczacılar Birliği ve diğer birlikler ile görüşmeler yaptık ve yazıştık. Aynı zamanda konu ile bakanlıklar ile temaslarımız oldu. Birlik kurulsaydı Başkanı da İstanbul olacağı için tek elden sorunları çözmek kolaylaşırdı. Ayrıca, İhracatçılar Birliği, İSO ve İTO komiteleri de devam edecekti. Mücevher İhracatçıları Birliği, İstanbul Altın Borsası ve TOBB Kuyumculuk Sanayi Meclisi’nin kurucularından olmam ve bu kurumlara katkı sunduğum için çok mutluyum. Ayrıca, meslek okullarının kurulmasına rahmetli Başkan Elidüzgün ile birlikte uğraşmaktan büyük haz duyuyorum. Odamın her tarafı takdir ve şiltlerle doludur. Bu hizmeti yürütürken art niyet taşımadan, beklentisiz hizmet vermeye çalıştım. Oda Başkanlığını yaparken kendi işime odaklanamadım hatta kaybettim.
2026 yılının ilk aylarında Oda seçimleri olacak. Seçimle ilgili meslektaşlarınıza vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Öncelikle çalışan insanların takdir edilmesi gerekiyor. Oda’ya sahip çıkılması lazım. Kuyumcular Odası’ndan bir şey olmaz seçime de gitmeyeyim. Böyle bir düşünce varsa o zaman da bir şey beklemeyeceksiniz. Meslektaşlarımız, iyi niyetle araştırsın, yapılanları görsün, sandığa gitsin. Oylarını kullanarak Odası’na sahip çıksın. Maddi manevi destek olsun.
Son iki dönemdir özellikle Altın Esaslı Muhasebe Sistemi’nin hayata geçmesi için yoğun mesai harcıyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Bizde yönetimdeyken konuyla ilgili çok uğraştık. En son rahmetli Ali Altınbaş’tan rica etmiştik, muhasebeciler bir çalışma yaptı. Bakanlığa müracaat ettik; ama bir türlü başaramadık. Altın Esaslı Muhasebe Sistemi’nin kurulması sektörümüz için çok önemlidir. Bu işi mutlaka çözmemiz lazım. Burada da devlete büyük görev düşüyor. Ayrıca, altın kotası meselesinde de devletin büyük vergi zararı var. Sektörümüz en katma değerli ihracatı yapıyor, devlet de bundan vergi alıyor. Bugün bakıyorsunuz kota uygulamasından üretici, ihracatçı firmalarımız büyük zarar görüyor. Devlet de ihracat ve üretim düştüğü için vergi kaybına uğramış durumda.
Mustafa Atayık Yönetimi’ni başarılı buluyor musunuz?
Evet, başarılıdır. Sektörü iyi temsil ettiğine inanıyorum.
Sektörün geleceğin nasıl görüyorsunuz?
Hiç karamsar olmaya gerek yok. 1974 yılını hiç unutmuyorum. Kurban Bayramı’nda altının ons fiyatları iki kat arttı. Bu artış nedeniyle birçok kişi altınlarını bozdu. O zamanda kuyumculuk; artık öldü dediler. Rahmetli Turgut Özal döneminde kooperatife yer arıyoruz. Maliye Bakanı ile birçok kez bir araya geldik sorunlarımızı aktardık. Başbakan Özal, ‘Vergi vermesinler diye her türlü numarayı yapıyorlar.’ dedi. Bakan, ‘Yok öyle değil’ dedi. Durumu Başbakana izah ettik. Sektörümüzle ilgili bazı şeyleri o dönemde çözdük. Ama, geçici olarak yapılan düzenlemeler, kanun olmayınca eksik kalıyor. Ondan sonra da sektör tekrar ayağa kalktı. 2001 ve 2008’de kriz oldu. Hiçbir zaman bu sektör bitmez. Endişeye kapılmamak gerekiyor; ama akıllı hareket etmek zorundayız. Ayağımızı yorganımıza göre uzatmalıyız.



