1200x190
Kota kısıtlaması, ihracatçının belini bükmüştür!

Global ve yerel durgunluk ve mesleğimize yönelik uygulamalardan üretici kuyumcular, toptancı ve perakendecilerin ciddi anlamda zarar gördüğünü vurgulayan İstanbul Kuyumcular Odası Eski Başkanı Alaattin Kameroğlu, kota kısıtlaması nedeniyle hem tasarruf amacıyla da olsa vatandaş altını pahalıya aldı, hem de fiyat farkı, ihracatçının belini bükmüştür. Devlet, aslında burada Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmuştur. Sektör de ihracatın dibe vurmasına neden oldu.” dedi.

Sektörün bugün içinde bulunduğu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sadece kuyumculuk değil, piyasadaki muhtelif sektörlerin de zor durumda olduğunu gözlüyoruz. Son iki yıldır altının onsunun dolar bazında anormal derecede yükselmesinden dolayı tüketiciler; artık takı almakta zorlanıyor, ya da alamıyor. Alsa da çok düşük gramajlı olanlarını tercih ediyor. Belki daha da önemlisi, sektörde istihdama olumlu yansıyacak işler olmuyor. Mevcut tablodan üretici kuyumcular, toptancı ve perakendeciler ciddi anlamda zarar görüyor. Altın fiyatlarının aşırı değerlenmesi karşısında vatandaşlarımız, parasını korumak adına gram, sarrafiye ürünler ve 22 ayar tel bileziğe yoğun talep gösterince Maliye de döviz zorluğu çektiğimiz dönemde bu kadar altın ithalatı olmasının yaratmış olduğu mali sıkıntıyı gidermek amacıyla kota sınırlaması getirdi. Kota kısıtlaması nedeniyle altın fiyatlarının suni yükselmesiyle ons bazında dünya ile fiyat farkımız zaman zaman 9-10 bin dolara kadar çıktı. Bu durumda, hem tasarruf amacıyla da olsa vatandaş altını pahalıya aldı, hem de fiyat farkı, ihracatçının belini bükmüştür. Devlet, aslında burada Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmuştur. Sektörde ihracatın dibe vurmasına neden oldu. Süreç içerisinde maalesef sektörün bazı uyanık firma ve kişileri, para kazanmak adına haksız işlemler, suistimaller yaparak zenginliklerine zenginlik kattı. İnsanın aklına gelmiyor değildir, herhalde gümrüklerimiz, yolgeçen hanı değildir; ama yolgeçen hanına çevrilmiş gibi uygulamalarla devlet görevlilerini mevzuattan kaynaklanan uygulamalarla aldatarak bir anlamda devletin soyulmasına sebep olmuştur.

Sektörün içinde bulunduğu zor durumdan çıkmasının bir yolu var mı?
Altının onsu ne olursa olsun Türk halkı altını seviyor ve ülkemizde kuyumculukla ilgili ciddi bir sektör var. Altında ülkeden takı alacak turist veya ithalatçı olsun yani ihracatçılarımızın mal sattığı kişiler olsun gerçek ons fiyatı üzerinde kilogramda 5-100 dolardan fazla fark olmamalıdır. Her kiloda altının fiyatındaki fark, 100 doların üzerinde olduğunda bu ihracatımıza zarar verir.

Maliye’nin son zamanlarda artan denetimleri sektörde neler değişecek?
Maliye, mükellefini denetler. Mükellefler de mali konuları bilerek cahilce değil, bilinçli olarak defterini kitabını tutacak, mevzuatlara mümkün olduğu kadar uyacak. Muhasebeci varsa mükelleflerini uyaracak, işinizi kayıt dahilinde yapmak huzurlu olmanıza sebep olur. Hiçbir kişi ve firma, 15-30 yıl önceki gibi gelen giden, denetleyen yok, ne fatura ne de fiş keserim rahatlığı içerisine girmemelidir.  

2026 yılı ile ilgili beklentileriniz nelerdir?
Yeni yıldan çok umutlu değilim. Ancak, yine de yeni yıl umut demektir. Herkes işinde 10 kere ölçüp bir kere biçmek zorundadır. Hesabına ve kitabına dikkat etmelidir. 2026, 2025’ten çok güzel olacak gibi bir beklenti içerisinde değilim.

Kameroğlu Grubu; Ekol Gold ve Ekol Pırlanta olarak bu süreci daha az hasarla atlatmak için nasıl bir strateji uyguluyorsunuz?
Mümkün olduğu kadar, ‘Yemeğin en güzeli kısık ateşte pişer.’ anlayışıyla fazla bilinçsiz hareketlerden kaçınarak ve önümüzü görerek, kendimizi riske etmeyecek şekilde ticaretimizi yapıyoruz. Firma olarak ticarette ayağımızı yorganımıza göre uzatıyoruz.

İstanbul Kuyumcular Odası Yönetimi ve çalışmalarını nasıl buluyorsunuz?
Uzaktan gözlediğim kadar fena değil; ama mükemmel de değildir. İnsanlar bir göreve talip olurlar ve seçilirler. Seçilmek güzel bir şeydir. Ama seçildikten sonra da ben bu işi niçin yapıyorum diye düşünmek gerekiyor. Kendinize imaj ve çevre yapmak için mi bu görevi yapıyorsunuz. Kendi işyeri ve markanızın o görevde size faydalı olacağını düşünerek bir menfaat çıkarmak adına mı çalışıyorsunuz. Veya Oda’nın manevi imkanlarından faydalanarak çevrenize hava atmak için mi yapıyorsunuz. Bence bir görev, seçildeyseniz ben bu görevde iz bırakacağım anlayışıyla hareket etmelidir. Ayrıca, temsilcisi olduğunuz meslektaşlarınızı mutlu etmek için çalışmalısınız. Tabii ki Yönetimi’nin eleştirilecek tarafları yok mu, var tabii ki… Öncelikle fuar konusunda Oda’yı eleştirebilirim. Kuyumcular Odası’nın merkez binasını daha komplike değerlendirmek veya üyeleri Oda’ya çekmek için daha etkin kullanılabilir. Farklı sosyal etkinlikler yapılabilir.

Fuar konusunu biraz açabilir misiniz?
İstanbul’da bugün yılda iki fuar yapılıyorsa, ikinci fuarının olmasına sebep olan İstanbul Kuyumcular Odası’dır. Biz yönetimdeyken Şermin Hanım’a ikinci fuar düzenlenmesi konusunda telkinlerde bulunmuş, tavsiye etmiştik; ancak dikkate alınmadı. Biz de TÜYAP Fuarcılık firma sahibi Bülent Bey ile iletişime geçtik ve çok bereketli ve güzel bir fuar yapmıştık. Fuarda herkes mutlu olmuştu. Bazı firmalar desteklemese bile başarılı bir fuar geçirmiştik. Fuarın yaşaması gerekiyordu. Maalesef, sektörün ileri gelen 10 firma ve markası, kendi menfaatlerini sektörün menfaatlerinin önünde tutarak fuarı provoke ederek ölmesine sebep oldular. Rotaforte ve Şermin Hanım, ikinci fuara sahip çıkarak İstanbul Kuyumcular Odası’nın elinden alınmasına yol açtı. Yıllardır ikinci fuar yapılıyor; ancak Kuyumcular Odası’nın bunda ne menfaati var. İKO, bu işten çırak çıkmıştır, çıkarılmıştır. Maalesef, çırak çıkarılması doğrultusunda herkes bu konuda gayret sarf etti. Sektörün ileri gelen 10 markası, kendi çıkarları doğrultusunda İstanbul Kuyumcular Odası’nın menfaatlerini ayaklarının altına almışlardır. Evet, biz bu konuyu mahkemeye taşıdık. Şu anda süreç nedir bilmiyorum. Ama, Kuyumcular Odası’nda hangi yönetim gelirse gelsin İKO, İstanbul’da düzenlenen her iki fuarın da sektörel temsilcisi olmak zorundadır. Nasıl Mücevher İhracatçıları Birliği, bu konuda fuar organizatörü ile sözleşme imzalıyorsa aynı sözleşmede İstanbul Kuyumcular Odası’nın imzası da olmalıdır. Fuar, ihracata yönelik olsa da büyük kapasite ile iç piyasaya da hitap ediyor. Dolayısıyla iç piyasaya hitap ettiğinden özellikle Kuyumcular Odası’nın bu fuardan hakkı vardır, hakkı gasp edilmiştir.

Eski İKO Başkanı olarak 13 Ocak’ta yapılacak Genel Kurul’da tavrınız ne olacak?
Benim bu konuda bir tavrım olamaz, şu anda Oda üyeliğim de yoktur. Muhakkak seçim zamanı geldiğinde birileri ben de bu sektörde ekmek yedim, belli bir yere geldim. Sektöre olan vefa borcumu hizmet ederek ödeyeceğim anlayışıyla yola çıkacak binlerce meslektaşımız var. Bunların ortaya çıkıp kendi menfaatlerini değil, sadece sektöre olan vefa borçlarını ödemek adına yola çıkarlarsa mesleki tecrübelerini ve yaşamlarını sektörün sorunlarını gidermek adına kullanırlarsa başarılı olurlar. Yeter ki seçmenle iyi diyalog kursunlar, sektörün sorunlarını iyi tespit etsinler. Tabii ki seçmene de bu güvene vermek kaydıyla yeni yöneticilere de ihtiyaç var elbette…

Son olarak seçim ve sektörün geleceğiyle ilgili vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Sektörümüzde gelecek aylarda Mücevher İhracatçıları Birliği, Kapalıçarşı, Kuyumcular Odası, İTO ve İSO seçimleri olacak. Önemli olan bayrağı devralacak yönetimler; burada koltuğa oturup kullanacağım, kendi PR’ımı, reklamımı yapacağım düşüncesiyle değil, ben bu sektöre borçluyum, meslektaşlarıma hizmet edeceğim anlayışında olan arkadaşlardan oluşursa sektör ve bu yönetimlerin hep bir araya gelerek fikir birliğiyle mücadele ederek gayret gösterirlerse mesleğimiz bundan fayda görür. Yeter ki şahsını ve kişisel çıkarlarını kimse ön planda tutmasın.