Teknoloji ile el emeğinin buluşması meyvesini verdi
İstanbul Medipol Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü öğrencileri, ‘Takı / Mücevher Tasarımı ve Üretim Yöntemleri’ dersi kapsamında İKO Mücevher Akademisi usta öğreticisi Adnan İlday’dan sadekarlık konusunda workshop eğitimi aldı.
İstanbul Kuyumcular Odası bünyesinde faaliyet gösteren İKO Mücevher Akademisi’nde birçok farklı dalda kursiyerlere mesleki eğitimler veriliyor. Sadekarlık atölyesinde bugüne kadar yüzlerce kursiyere mesleğin inceliklerini öğreten usta öğretici Adnan İlday, bu kez İstanbul Medipol Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü öğrencilerine workshop gerçekleştirdi.
İstanbul Medipol Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Endüstriyel Tasarım Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Fahrettin Ersin Alaca ve Endüstriyel Tasarım Bölümü Öğretim görevlisi Ayşegül Karmış Öcal, sadekarlık workshop çalışmasının gerçekleşmesine verdiği katkılardan dolayı İstanbul Kuyumcular Odası Başkanı Mustafa Atayık’a ‘Teşekkür Plaketi’ verdi.
Ayşegül Karmış Öcal, hem okulda verilen eğitimler, hem de İKO’da verilen mesleki workshop ile ilgili sorularımızı yanıtladı.
İstanbul Medipol Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Endüstriyel Tasarım Bölümü hakkında bize bilgi verebilir misiniz? Bölümde ne tür eğitimler veriliyor? Kaç öğrenciniz var?
İstanbul Medipol Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü olarak tasarımı bütüncül bir yaklaşımla ele alıyor; kuramsal altyapıyı pratik uygulama becerileriyle destekliyoruz. Eğitim modelimizde teknoloji ile zanaatı birbirinden ayırmadan, yenilikçi üretim yöntemlerini müfredatımızın merkezine yerleştiriyoruz. Bölümümüzde yürüttüğüm “Temel Tasarım” ve “Tasarım Üretim Yöntemleri” gibi zorunlu dersler kapsamında öğrencilerimiz, fikirlerini tasarıma dönüştürme ve ardından bu tasarımları atölyelerimizde nihai ürünlere dönüştürme disiplini kazanıyorlar. Fakültemizde her sınıf düzeyinde yaklaşık 80 öğrenci bulunuyor ve oldukça dinamik, genç bir tasarımcı kitlesi yetiştiriyoruz. İstanbul Kuyumcular Odası ile gerçekleştirdiğimiz workshop kapsamında ise 13 yetenekli öğrencimle birlikte seçmeli ders olan “Takı / Mücevher Tasarımı ve Üretim Yöntemleri” dersini yürüttük. Bu süreçte endüstriyel tasarım bakış açısını mücevher tasarımıyla buluşturan oldukça verimli bir çalışma gerçekleştirdik.
Endüstriyel Tasarım Bölümü’nde kuyumculuk konusunda ne tür eğitimler veriliyor?
Bizim eğitim yaklaşımımızda kuyumculuk yalnızca geleneksel yöntemlerle sınırlı değildir. Öğrencilerimize hem modern, hem de geleneksel üretim tekniklerini kapsayan hibrit bir eğitim modeli sunuyoruz. Eğitimimdeki temel yaklaşım; öğrencilerin önce tasarlamaları, ardından bu tasarımları atölye ortamında üretmeleridir. Bu süreçte lazer kesim ve 3D modelleme teknolojileri gibi çağdaş yöntemlerden yola çıkarak iki boyutlu formların nasıl üç boyutlu mücevherlere dönüştürülebileceği üzerine yoğunlaşıyoruz. Tasarımın dijital ortamdaki hassasiyeti ile üretimin fiziksel gerçekliği arasındaki geçişi, farklı teknikleri bir arada kullanarak deneyimlemelerini sağlıyoruz. Bunun yanında mum modelaj, metal kili ve emaye gibi farklı teknikleri de uygulamalı olarak deneyimliyorlar.
Bölüm olarak kuyumculuk sektörünün temsil kuruluşları ve firmalarla iletişiminiz nasıl?
Sektörle olan iletişimimizi, öğrencilerin teorik bilgilerini endüstriyel gerçekliğe dönüştürdükleri bir köprü olarak görüyoruz. İstanbul Kuyumcular Odası gibi köklü kuruluşlarla gerçekleştirdiğimiz iş birlikleri sayesinde öğrencilerimiz, yalnızca tasarım yapmayı değil, aynı zamanda malzemenin dilini ve sektörün teknik beklentilerini de yerinde öğrenme fırsatı buluyorlar. Bu dinamik iletişim, akademi ile sanayi arasındaki mesafeyi azaltarak mezunlarımızın sektöre daha donanımlı bir şekilde adım atmalarını sağlıyor. Yeni iş birliğimiz olan Gemoloji Araştırma Eğitim ve Kuyumculuk Derneği ile de doğal taşların mücevher tasarımına uyumlandırılması konusunda önemli destekler aldık. Taş kesimi ve taş cilası gibi konularda öğrencilerimize değerli katkılar sağladılar. Derneğin eğitim komitesinde yer almam nedeniyle ileride düzenlenecek eğitimlerde eğitmen olarak görev alacağım. Bunun, öğrencilerimiz için ilerleyen süreçte önemli bir kazanım olacağını düşünüyorum.
İstanbul Kuyumcular Odası bünyesindeki Mücevher Akademisi sadekârlık atölyesinde öğrencileriniz ile birlikte yaptığınız çalışmalar ve Ustamız Adnan İlday’ın verdiği eğitim hakkında neler söylemek istersiniz? İKO ile yaptığınız bu iş birliği faydalı oldu mu?
İKO bünyesinde gerçekleştirdiğimiz bu workshop, teknoloji ile el emeğinin çok güzel bir buluşması oldu. 13 öğrencimle birlikte yürüttüğümüz bu süreçte döküm sonrasında başlayan kritik aşamaları, yani koçan temizleme ve cila gibi işlemleri ustamız Adnan İlday ile birlikte gerçekleştirdik. Lazer kesim gibi iki boyutlu başlangıç noktalarından hareket ederek, Adnan Usta’nın sadekârlık konusundaki deneyimiyle bu formların son bitiş işlemlerini (finishing) profesyonel bir atölye ortamında deneyimleme fırsatı bulduk. Bu iş birliği, tasarımın dijital hızı ile zanaatın sabrını bir araya getirmesi açısından hem benim hem de öğrencilerim için son derece ufuk açıcı ve değerli bir deneyim oldu.
Endüstriyel Tasarım Bölümü öğrencileriniz, İKO Mücevher Akademisi’nde gördükleri eğitim sonucunda kuyumculuk ile ilgili görüşlerini değiştirdi mi?
Kesinlikle çok olumlu bir dönüşüm yaşandı. Öğrencilerimiz profesyonel bir atölye ortamında dökümden çıkan ürünlerin nasıl nihai ürüne dönüştüğünü birebir deneyimlediler. Eğitim süreci yalnızca teknik öğrenmeyle sınırlı kalmayıp, her öğrencinin kendi marka kimliğini oluşturduğu ve marka hikâyelerini tasarımlarına entegre ettiği bütüncül bir sürece dönüştü. Lazer kesim ve 3D modelleme aşamalarının hassasiyetini sadekârlığın ustalığıyla birleştirmeyi öğrenmeleri, bir tasarımın tek bir yöntemle değil, farklı tekniklerin birleşimiyle tamamlanabileceğini görmelerini sağladı. Bu deneyim sayesinde kuyumculuğun yalnızca bir süsleme alanı değil, güçlü bir teknik disiplin olduğunu fark ederek sektöre dair önemli bir vizyon kazandılar.
Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Tasarım dünyasında “gelenek” ve “gelecek” arasında bir seçim yapmak zorunda değiliz; biz her ikisini birlikte kullanıyoruz. 13 öğrencimin bu süreçte ortaya koyduğu “Okyanus Altındaki Yaşam” temalı koleksiyon, lazer kesim, 3D modelleme ve mum modelaj gibi yöntemlerle sadekârlık gibi kadim zanaatların nasıl güçlü bir uyum yakalayabileceğini gösteriyor. Öğrencilerim deniz altının büyüleyici hikâyelerini kendi marka kimlikleri üzerinden mücevhere yansıttılar. Bu tür projelerle Türkiye’de mücevher tasarımının geleceğini şekillendirecek genç tasarımcılar yetiştirmeye devam edeceğiz. Bu süreçte emeği geçen İstanbul Kuyumcular Odası’na, Adnan İlday’a ve Gold News dergisine teşekkürlerimi sunarım.



